Dünyada ve Türkiye’de Kentleşmenin Tarihsel ve Politik Gelişimi

  1. Giriş

Kentleşme, yalnızca nüfusun kentlerde toplanması değil; üretim biçimlerinin, yaşam tarzlarının, mekânsal organizasyonun ve toplumsal ilişkilerin dönüşümüdür. Bu dönüşüm, tarihsel olarak sanayileşme, kapitalist genişleme, devlet yapılanmaları ve teknolojik devrimlerle yakından ilişkilidir. Kentler, ekonomik birimler olduğu kadar siyasal temsilin, toplumsal çatışmaların ve kültürel etkileşimin de merkezleri olagelmiştir. Bu çalışma, kentleşme olgusunu tarihsel ve politik boyutlarıyla, hem dünya ölçeğinde hem de Türkiye özelinde incelemeyi amaçlamaktadır.

  1. Dünya’da Kentleşmenin Tarihsel Dönemleri

2.1 Erken Kentler ve Antik Uygarlıklar

İnsanlık tarihinde kentleşmenin kökenleri, MÖ 4. binyıla dayanan Mezopotamya kent devletlerine uzanır. Uruk, Ur ve Ninova gibi kentler, yazının, bürokrasinin ve sınıfsal ayrışmanın doğduğu yerlerdir. Gordon Childe’ın (1892–1957) “kentsel devrim” (urban revolution) kavramı, bu dönüşümü ekonomik artığın, örgütlü iş gücünün ve kamusal yapının ortaya çıkışıyla açıklar¹. Antik Yunan’da polis, Roma’da ise civitas kavramı kentlerin aynı zamanda siyasal temsil alanları olduğunu göstermektedir.

2.2 Ortaçağ ve Feodal Kentler

Avrupa’da 5. yüzyıldan itibaren kentleşme, Roma sonrası çöküşle gerilemiş; feodalizmle birlikte kentler, dini otoriteye bağımlı, surlarla çevrili küçük birimler olarak yeniden ortaya çıkmıştır. Ancak 11. yüzyıldan itibaren ticaretin canlanmasıyla birlikte Hanseatik Birliği gibi ticaret kentleri, yeni bir ekonomik gücün taşıyıcısı hâline gelmiştir.

  • Sanayi Devrimi ve Modern Kentin Doğuşu

18.yüzyılın sonlarından itibaren İngiltere’de başlayan Sanayi Devrimi, kentleşme sürecini hızlandırmış; 19. yüzyılın ortalarında Manchester, Liverpool, Berlin, Paris gibi kentler büyük sanayi ve işçi kitlelerini barındıran mekânlara dönüşmüştür². Friedrich Engels’in (1820–1895) İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu adlı eseri, modern kapitalist kentin sınıfsal çelişkilerini belgeleyen erken çalışmalardandır.

Bu dönemde kentleşme, sosyal reformları, yerel hizmetlerin düzenlenmesini, altyapı planlamasını ve halk sağlığı politikalarını zorunlu kılmıştır. Ebenezer Howard’ın Garden City (Bahçe Kent) modeli ve Le Corbusier’nin Ville Radieuse(Işıklı Kent) tasarımı gibi ütopyacı planlama fikirleri de bu dönemde doğmuştur³.

  1. 20. Yüzyılda Küresel Kentleşme Dinamikleri

3.1 Fordist ve Keynesyen Dönem (1945–1975)

  1. Dünya Savaşı sonrası dönemde, özellikle Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da yaşanan Fordist üretim rejimi ve refah devleti politikaları, planlı kentleşme süreçlerini desteklemiştir. Yeni banliyöler, otoyol sistemleri ve büyük altyapı yatırımlarıyla kent mekânı genişlemiş; kentler emek ve sermayenin mekânsal organizasyonunun merkezleri hâline gelmiştir⁴.

3.2 Neoliberal Dönüşüm (1980 sonrası)

1980’lerden itibaren Margaret Thatcher (Birleşik Krallık) ve Ronald Reagan (ABD) liderliğindeki neoliberal politikalar, kamu yatırımlarının daralmasına ve kentlerin özel sektör dinamiklerine teslim edilmesine yol açmıştır. David Harvey (CUNY), bu süreci “mekânın girişimcileşmesi” (entrepreneurial urbanism) olarak tanımlar⁵. Kent yönetimleri artık sadece hizmet sunan değil, aynı zamanda yatırım çeken, marka yaratan, küresel ağlara katılan rekabetçi birimler hâline gelmiştir.

  • Küresel Güney ve Mega-Kentler

21.yüzyılda kentleşme odağı, gelişmiş ülkelerden Küresel Güney’e (Latin Amerika, Güneydoğu Asya, Afrika) kaymıştır. Lagos, Jakarta, Mumbai, Sao Paulo gibi kentler hem hızlı büyüme hem altyapı krizi hem de derin eşitsizliklerin bir arada yaşandığı mekânlara dönüşmüştür. UN-Habitat’ın verilerine göre 2050’de dünya nüfusunun %68’i kentlerde yaşayacaktır⁶.

  1. Türkiye’de Kentleşmenin Aşamaları

4.1 Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Geçiş

Osmanlı kentleri, dini-mekânsal bölünmelerle yapılandırılmıştır. Mahalle sistemi, vakıflar aracılığıyla sosyal hizmetlerin dağıtıldığı, dayanışmacı ama hiyerarşik bir yapıya sahiptir. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, batılılaşma ideolojisi kent mekânında da karşılık bulmuş; Ankara’nın başkent ilanı, modernist kent planlamasının ilk örneği olmuştur.

1928–1938 yılları arasında Hermann Jansen (Almanya), Ankara için hazırladığı nazım imar planıyla Cumhuriyet’in mekânsal ideallerini şekillendirmiştir⁷.

4.2 1950–1980 Arası Hızlı Göç ve Gecekondu Olgusu

1950 sonrası dönemde tarımda makineleşme ve kırsal yoksulluk, büyük göç dalgaları yaratmış; İstanbul, Ankara, İzmir gibi kentlerde plansız büyüme ve gecekondu mahalleleri yaygınlaşmıştır. Devletin konut politikaları bu süreçte yetersiz kalmış; 1966’da kurulan Toplu Konut Fonu ve 1984’te kurulan TOKİ (Toplu Konut İdaresi) bu alandaki ilk kurumsal adımlardır.

4.3 1980 Sonrası Neoliberal Kentleşme

1980 askeri darbesi sonrası dönemde uygulanan ihracata dayalı büyüme modeli, kentlerde büyük altyapı ve ulaşım projelerini, özelleştirmeleri ve kentsel rantın artışını beraberinde getirmiştir. 2000’li yıllarda kentsel dönüşüm projeleri (örneğin Sulukule, Tarlabaşı) ile hem mekânsal homojenleştirme hem de yoksulların kent çeperine itilmesi süreci hızlanmıştır⁸.

Büyükşehir Yasası (5216 sayılı Kanun, 2004; 6360 sayılı Kanun, 2012) ile birlikte idari olarak kırsal alanlar bile kent sınırlarına dâhil edilmiş; kentleşme artık yalnızca fiziki bir değil, yönetsel bir sürece dönüşmüştür.

  1. Kentleşmenin Politikleşmesi ve Güncel Sorunsallar

Günümüzde kentleşme yalnızca nüfus artışıyla ilgili değil; aynı zamanda sınıfsal, mekânsal, çevresel ve yönetişimsel bir mücadele alanıdır. Uluslararası kent hareketleri (Right to the City – Kent Hakkı, C40 Cities, ICLEI) gibi yapılar, sürdürülebilir, adil ve demokratik kentleşme talebini dile getirmektedir.

Türkiye’de ise betonlaşma, doğa talanı, sosyal dışlama, ulaşım sorunları, afet riski ve mülteci barınması gibi çok katmanlı sorunlar kentleşme politikalarının merkezindedir. Ancak bu sorunlara cevap verebilecek planlı, katılımcı ve hak temelli bir kentleşme paradigması hâlen kurumsallaşmamıştır.

Karşılaştırmalı Özet Tablo: Dünya ve Türkiye’de Kentleşme Sürecinin Gelişim Aşamaları

Boyut Dünya Gelişimi Türkiye Gelişimi
Kentsel Başlangıçlar Mezopotamya, Antik Yunan, Roma kentleri – kamusal alanlar ve temsil ilişkileri. Osmanlı’da mahalle sistemi, dini vakıflar; merkeziyetçi ama yerel düzeyde özerklikler.
Sanayi Kentleşmesi İngiltere, Almanya, Fransa’da 19. yy’da sanayi kentleri; altyapı ve sınıf ayrışması. Sanayileşme geç ve devlet kontrollü; gecekondu formu yaygın.
Planlama Yaklaşımları Bahçe Kent (Howard), Işıklı Kent (Le Corbusier), modernist tasarımlar. 1930’larda Jansen planı; 1950 sonrası gecekondu, 1980 sonrası rant odaklı planlama.
Neoliberal Dönüşüm Girişimci kent yönetimleri, küresel ağlar, özel sektör iş birlikleri. TOKİ modeli, kentsel dönüşüm, mega projeler, büyükşehir yasaları.
Politikleşme ve Direniş Kent hakkı hareketi, barınma, ulaşım, çevre adaleti talebi. Gezi Parkı, Sulukule, Tarlabaşı gibi mekânsal çatışma alanları.
Güncel Sorunlar İklim değişikliği, altyapı çöküşü, eşitsizlik, mülteci yerleşimi. Afet riski, sosyal dışlama, plansız büyüme, kırsalın kentleşmesi.

Kıtalar bazında kentsel nüfus oranları (1950 ve 2020, yüzde olarak)

Kıta 1950 (%) 2020 (%)
Afrika 14,3 43,5
Asya 17,5 51,1
Avrupa 51,7 74,9
Latin Amerika & Karayipler 41,3 81,2
Kuzey Amerika 63,9 83,6