Dünyada ve Türkiye’de Yerel Yönetişim Olgusunun Tarihsel Gelişimi, Bilimsel ve Politik Yaklaşımlar ve İyi Uygulamalar
- Giriş
Yerel yönetişim, merkeziyetçi kamu yönetimi anlayışının sınırlarını aşan, çok aktörlü, katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim biçimi olarak hem kuramsal hem pratik düzeyde önem kazanmaktadır. Yönetişim kavramı, özellikle 1980’li yıllardan sonra neoliberal yapısal dönüşümler, demokratikleşme dalgaları ve küreselleşme süreçleriyle birlikte kamu yönetiminin klasik kalıplarını yeniden tanımlamaya yönelmiş; yerel düzeyde toplumsal katılımın güçlendirilmesi, kamu hizmetlerinin etkinliği ve sosyal kapsayıcılığın artırılması gibi amaçlarla yeni yönetişim modelleri ortaya çıkmıştır. Bu yazı, yerel yönetişimin tarihsel ve kavramsal gelişimini, bilimsel yaklaşımları ve uygulama örnekleriyle birlikte Türkiye bağlamında incelemektedir.
- Yerel Yönetişimin Kavramsal ve Tarihsel Gelişimi
“Yönetişim” kavramı, İngilizce “governance” teriminin Türkçedeki karşılığıdır ve kamu yönetiminin devlet dışı aktörlerle birlikte, yatay ilişkiler içinde yeniden örgütlenmesini ifade eder. Bu terim, ilk kez 1989 yılında Dünya Bankası (World Bank) tarafından Sub-Saharan Africa: From Crisis to Sustainable Growth raporunda, “iyi yönetişim” (good governance) kavramıyla gündeme gelmiştir¹. Bu bağlamda yönetişim, yalnızca kamu yönetimi içinde değil; özel sektör, sivil toplum, yerel topluluklar ve uluslararası kuruluşlar arasında kurulan çok düzeyli ilişkiler ağı olarak tanımlanmıştır.
Yerel yönetişim kavramı, bu genel yönetişim çerçevesinin yerel düzeydeki izdüşümüdür. Yerel halkın karar alma süreçlerine doğrudan katılımı, kaynakların birlikte yönetimi, yerel düzeyde şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi unsurlar üzerine inşa edilmiştir. Bu kavram özellikle 1990’lı yıllarda, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve OECD tarafından hazırlanan raporlar aracılığıyla normatif bir politika paradigması hâline gelmiştir².
- Bilimsel Yaklaşımlar ve Akademik Tartışmalar
Yerel yönetişim kuramı, kamu yönetimi, siyaset bilimi, kent çalışmaları ve kalkınma literatürlerinde çok yönlü tartışmalara konu olmuştur. Guy Peters, B. Guy Peters (University of Pittsburgh) kamu yönetiminde yönetişim yaklaşımlarını “yeni kamu yönetimi”nin (New Public Management) ötesine geçerek, çok aktörlü ve ağ tabanlı yapılar olarak tanımlamıştır³. Gerry Stoker (University of Southampton), yönetişimi bir “devletin ötesindeki yönlendirme biçimi” olarak tarif etmiş; vatandaşın yalnızca seçmen değil aynı zamanda karar alıcı ve uygulayıcı olarak sürece dâhil olması gerektiğini vurgulamıştır⁴.
Elinor Ostrom’un (1933–2012) çok merkezli yönetişim (polycentric governance) kuramı, özellikle doğal kaynakların yerel topluluklar tarafından ortaklaşa ve sürdürülebilir biçimde yönetilmesi bağlamında önemli teorik açılımlar sağlamıştır⁵. Ostrom’un çalışmaları, 2009 Nobel Ekonomi Ödülü ile ödüllendirilmiş ve yerel yönetişim kavramının iktisadi ve toplumsal boyutlarını genişletmiştir.
- Uluslararası Politik Yaklaşımlar ve Normatif Çerçeve
Uluslararası kuruluşlar, yerel yönetişimi demokrasinin temel taşı olarak kabul etmiş ve bu doğrultuda çeşitli belgeler üretmiştir. 1985 tarihli Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı (European Charter of Local Self-Government), Avrupa Konseyi tarafından kabul edilmiş ve yerel yönetimlerin mali, yönetsel ve politik özerkliğini garanti altına almıştır⁶.
Birleşmiş Milletler Habitat Ajansı (UN-Habitat), 1996 İstanbul Zirvesi’nde “sürdürülebilir insan yerleşimleri için iyi yönetişim” hedefini gündeme taşımıştır. Daha sonra 2016’da düzenlenen Habitat III Konferansı’nda kabul edilen Yeni Kentsel Gündem (New Urban Agenda), yerel yönetişimi sürdürülebilir kalkınmanın asli unsurlarından biri olarak tanımlamıştır⁷.
OECD’nin Territorial Approach to SDGs (2020) belgesi, SKA’ların yerel düzeyde uygulanması için yönetişim temelli bir çerçeve önermekte; çok düzeyli eşgüdüm, veri temelli karar alma, yerel kapasite inşası gibi başlıkları ön plana çıkarmaktadır⁸.
- Türkiye’de Yerel Yönetişimin Gelişimi
Türkiye’de yerel yönetişim uygulamaları, özellikle 2004 yılında kabul edilen 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu ile yasal dayanak kazanmıştır. Bu kanunlarla birlikte stratejik planlama, katılımcı bütçeleme, mahalle meclisleri, kent konseyleri ve vatandaş memnuniyet anketleri gibi uygulamalar teşvik edilmiştir⁹.
2005 yılında kurulan Kent Konseyleri, katılımcılığın artırılması ve sivil toplumun yerel karar alma süreçlerine dâhil edilmesi amacıyla öne çıkmış; ancak uygulamada merkeziyetçi yönetim anlayışının ve siyasi kutuplaşmanın gölgesinde kalmıştır¹⁰. 2012 sonrası dönemde ise, yerel yönetişim uygulamaları büyükşehir sınırlarının kırsal alanları kapsayacak şekilde genişletilmesiyle yeni bir evreye girmiş; ancak bu durum kırsal yerelliklerin silikleşmesine neden olmuştur.
Türkiye’de yerel yönetişimin gelişimi, büyük oranda Avrupa Birliği katılım süreci, Dünya Bankası projeleri ve UNDP gibi kuruluşların teknik desteğiyle ilerlemiştir. Ancak hem mevzuat uygulaması hem kurumsal kapasite açısından yerel yönetişim hâlâ kurumsallaşma aşamasındadır.
- İyi Uygulama Örnekleri
Dünya genelinde yerel yönetişim konusunda örnek gösterilen uygulamalardan biri Porto Alegre, Brezilya’daki katılımcı bütçeleme modelidir. 1989’da başlatılan bu uygulama, kent sakinlerinin yerel bütçenin dağıtımını doğrudan etkilemesini sağlamış ve uluslararası düzeyde birçok şehre ilham kaynağı olmuştur¹¹.
Barcelona’da uygulanan “Açık Belediye Verisi Portalı” ve “Mahalle Planlama Meclisleri” modeli, veri temelli yönetişim ve katılımcı kent tasarımı konularında öne çıkmaktadır. Polonya’nın Gdańsk kentinde yerel halkın kriz yönetimi süreçlerine katılımı sağlayan “Yaşayan Demokrasi” uygulamaları da yerel yönetişimin krizlere adaptasyon kabiliyeti açısından önemlidir.
Türkiye’de Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin mahalle forumları ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilir ulaşım planlamasında topluluk katılımını esas alan stratejileri, iyi örnekler arasında gösterilebilir. Ancak bu uygulamalar çoğunlukla belediye başkanlarının vizyonuna bağlı olmakta; ulusal düzeyde standardize edilmiş katılım mekanizmaları henüz geliştirilememiştir.
Karşılaştırmalı Özet Tablo: Yerel Yönetişimin Tarihsel ve Uygulamalı Gelişimi
Boyut | Uluslararası Gelişim | Türkiye’deki Gelişim |
Kavramın Ortaya Çıkışı | Dünya Bankası (1989) “iyi yönetişim” tanımı; UNDP raporları. | 2000’li yıllarda AB uyumu ve Dünya Bankası destekli projelerle gündeme gelmiştir. |
Akademik Yaklaşım | Guy Peters, Gerry Stoker, Elinor Ostrom gibi akademisyenlerin çoğulcu, ağ temelli yönetişim kuramları. | Üniversitelerde sınırlı düzeyde; kamu yönetimi bölümlerinde yönetişim dersleri yaygınlaşmakta. |
Hukuki Çerçeve | Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı (1985); UN-Habitat Yeni Kentsel Gündemi (2016). | 5216 ve 5393 sayılı kanunlar, Kent Konseyleri Yönetmeliği. Ancak uygulamada süreklilik sınırlı. |
Politik Yaklaşımlar | OECD, UNDP, Habitat ajanslarının çok düzeyli yönetişim raporları. | Katılım ve şeffaflık söylem düzeyinde desteklenmekte; uygulamada merkeziyetçilik devam etmektedir. |
İyi Uygulamalar | Porto Alegre (Brezilya), Barcelona, Gdańsk örnekleri. | İzmir, Eskişehir, Nilüfer gibi kentlerde sınırlı sayıda model uygulama. |
Zorluklar ve Fırsatlar | Yerel kapasite eksikliği, veri yetersizliği, siyasal istikrarsızlık. | Yerel yönetimlerin yetki alanlarının daralması, katılım mekanizmalarının sembolik kalması. |